17 Temmuz 2014 Perşembe

Tatil

Bir daha bu kadar minicik olmayacaksınız ki... Bu bebecik hallerinizi öyle çok özleyeceğim ki bebeklerim!!!
 
Sizinle geçirdiğimiz en güzel tatilimizdi. Deniz sudan çıkmadı, hep eşeğiyleydi, parmakları buruşuncaya kadar suda kaldı...
 
 
 
Defne geçen sene hiçbir şey anlamadığı tatili çok sevdi. Devamlı bir şeyler atıştırdı, bolca dondurma yedi. Tabi o da bolca sudaydı, bıdı bıdı bıdı bıdı diyerek yüzdü :) Abisiyle elele tutuşup tek başlarına dondurma almaya gidişleri çoook sevimliydi.
 
 
 
Her gün masamıza kafamızı gömüp, hayattan ne çok şey kaçırıyoruz! Miniklerimize doyarak bol bol güzel vakit geçirdiğimiz çok daha güzel tatillerimiz olur inşallah...

 

Yepyeni Hayat


Yepyeni hayat... Yepyeni düzen... İşte bu güzel manzaraya bakarak eve dönüyorum (fotoğrafı araba dururken çektim :)), bebeklerimi kreşten alıyorum. Hava çok güzel, her akşam mümkün olduğunca dışarıda vakit geçirmeye çalışıyorum. Gece bile balkonda oturmak istiyor canım, nasılsa burası Ankara. Hepi topu bir ay sonra balkonda oturulmaz gece...

Hayatımızda önemli bir değişiklik var. Evde yaklaşık 5 yıldır her gün birinin bulunması durumu sona erdi. Hem iyi, hem de kötü yanları var bu durumun. Defne'nin 3 yaşına kadar evde kalmasını isterdim. Kendisi bakıcımızın ayrılması ile birlikte 2 yaşını doldurmadan kreşe gitmek durumunda kaldı. İlk başta çok dirensem de, sonradan kreşin daha tertipli, düzenli ve prensipli olması hoşuma gitti. Defne daha güzel yemek yemeye başladı mesela... Gece daha erken uyumaya başladı. Sonra, ne kadar yakın olursa olsun, her sabah eve bir başkasının gelmesi, uyanınca evde bir yabancının olması çok sevimli bir durum değildi...

Ancak, evdeki işlerle başbaşa kalmak da zor. Çamaşır yıka, as, katla, ütüle, kaldır hiç bitmeyen bir döngü. Sonra saat 18:30'da benimle birlikte eve giren iki minik aç kuzu, ve yemek yapılması zorunluluğu. Çoğu zaman kendimi gece 12:00-02:00 arası yemek yaparken buluyorum. Geçen gece olduğu gibi:

Yemeğe başlarken tezgahın ve bulaşık makinasının boş olması, aynı anda birkaç yemeği yapmak ve yaparken bulaşıklarını hemen makinaya yerleştirmek, temiz çalışmak sürenin daha da uzamaması için oldukça önemli... Daha bunun gibi pek çok yapılması ve dikkat edilmesi gereken şey var, yazmadan edemeyen biri olduğumdan, mutfak dahil her yerde not defterim ve not kalemimle dolanıp duruyorum :)

Yoğun olmasına rağmen çok keyifliyim. Evimde her şeyi istediğim gibi ben yapıyorum, sanırım bu hissi özlemişim. Ve sanırım bloga bir daha bu kadar uzun süre ara vermeyeceğim...

24 Ocak 2014 Cuma

Pankek


Defne kahvaltı yapmaktan hoşlanmıyor. Ne kadar uğraştıysak da boşuna... Bazen eline pankek alınca seviyor, bazen onu da yemiyor. Deniz üzerine bal kaymak sürüp afiyetle yiyor. Genelde haftasonları en az bir kez pankek yapıyoruz, sonra genelde geri kalanları ben yemek zorunda kalıyorum :)
 
Kek gibi bir dokusu var, yumuşacık, çocukların genelde sevebileceği türde bir şey.
 
Malzemeler:
 
1 yumurta
2 tatlı kaşığı toz şeker
1 tatlı kaşığı kabartma tozu
2 yemek kaşığı süt
3-4 yemek kaşığı un (yumurtanın boyutuna göre daha az ya da daha fazla olabilir, kek kıvamına gelene kadar çırparak un eklemek gerekiyor)
 
Tavayı zeytinyağı ile yağlayın, yağın fazlasını alın (isterseniz fırça ile biraz yağ sürebilirsiniz, gerçekten çok az yağ gerekiyor). Tavayı iyice kızdırıp, altını iyice kısın. 1 yumuırtadan yukarıdaki gibi 3 küçük parça çıkıyor. Hamuru 3 eşit parçada büyükçe bir tavada aynı anda pişirebilir, ya da daha minik pankekler hazırlayabilirsiniz. Kısık ateşte bir yüzü pişerken, biraz kabardığını göreceksiniz. Daha sonra diğer yüzünü de pişirip servis edebilirsiniz.